Gözün görme yeteneği, aydınlık düzeyine bağlı olarak değişim göstermektedir. Gözün görme yeteneği kavramı, görüş keskinliği (şekil duyarlığı ya da seçicilik), görme hızı ve kontrast duyarlığı olaylarını içermektedir.
Gözün ince ayrıntıları görebilme yeteneği görüş keskinliği olarak adlandırılır. Bu, gözün optikçilerin harf tabloları yardımıyla ölçülebilen bir özelliğidir. Okunabilen en küçük harfin büyüklüğü ile tablo ve göz arasındaki uzaklığın oranı, gözün görüş keskinliğinin bir ölçüsüdür. Eğer mekan loş ya da karanlık ise, okunabilme güçleşecektir. O halde, görüş keskinliği mekanda geçerli olan aydınlık düzeyi ile doğrudan ilişkilidir.
Bilindiği gibi ışık, gözün alıcılarını uyaran ve beynin görsel bir görünüm kaydetmesini sağlayan bir enerji şeklidir. Belirli bir ışık akısı bir yüzey üzerine yayıldığında, eğer bu yüzey tam siyah ise, yüzey üzerine düşen ışığın hiçbir bölümü gözümüze yansıyarak ulaşmaz, dolayısıyla hiçbir şey görülmez. Biz cisimleri parıltıları nedeni ile görürüz. İkincil ışık kaynaklarının parıltısı, aydınlık düzeyi ile yüzeyin ışık yansıtma ya da geçirme çarpanlarının bir fonksiyonu olduğuna göre, aydınlık düzeyinin görülebilirlikteki rolü açıklıkla görülebilmektedir.
Gözün uyum yapabileceği ve görmeye devam edebileceği parıltı değerlerinin oluşturduğu alan oldukça geniştir. Bu, gözün uyum yapabilme yeteneğinin bir sonucudur. Gözün uyum yapabilme yeteneği, aynı zamanda, gözün parıltılar arasındaki farklılıkları (kontrastları) ayırt edebilmesini de düzenlemektedir. Gözün parıltılar arasındaki farklılıkları ayırt edebilme yeteneğine, kontrast duyarlığı adı verilmektedir. Aydınlık düzeyinin artması ile gözün bağıl parıltı farklarına karşı duyarlığı artar ve dolayısıyla, bağıl parıltı kontrastı duyum eşiği değeri küçülür. Buna karşılık bağıl parıltı kontrastı duyum eşiğinin tersi olan kontrast duyarlığının değeri büyür. Sonuç olarak, gözün kontrast duyarlığı aydınlık düzeyine doğrudan bağlı olarak artmaktadır.
Öte yandan görme hızı da, görüş keskinliği ve kontrast duyarlığına bağlı olarak, onlarla birlikte aydınlık düzeyinin artışı ile artmakta, cisimlerin en kısa sürede, tüm ayrıntıları ile görülebilmesi mümkün olabilmektedir.
Sonuç olarak, aydınlık düzeyinin artmasıyla, görüş keskinliği, kontrast duyarlığı ve görme hızı artar ve en küçük ayrıntılar ve parıltı farkları hızlı olarak algılanabilir. Böylelikle, görsel konfor açısından aydınlık düzeyinin ne denli önemli olduğu görülebilmektedir.Değişik eylemlerin, minimum çaba harcanarak, istenilen doğruluk ve hızda yerine getirilebilmesi için gerekli aydınlık düzeyleri, psikofizyolojik deneyler sonunda saptanabilmekte ve çeşitli standart ya da tasarım kılavuzlarında kullanıma sunulmaktadır. Tablo 1 de çeşitli işlevdeki çevrelerde söz konusu eylem alanları için görsel konfor açısından sağlanması gereken aydınlık düzeyleri verilmiştir.
Kaynak: Aydınlatmanın Temel Kavramları - Prof. Dr. Mehmet Şener Küçükdoğu - Lamp 83 yayınları.