Bir nesnenin, bir ya da birden çok ışık kaynağı tarafından, farklı doğrultulardan aydınlatılması, farklı şekillerde algılanması sonucunu doğurur. Bu açıdan yaklaşıldığında, aydınlatmanın temel olarak iki karakterinden söz edilebilir;
- Doğrultulu aydınlatma,
- Yaygın (yayınık) aydınlatma.
Eğer bir cisim, yalnız bir noktasal ışık kaynağı tarafından aydınlatılıyorsa, bu aydınlatmanın karakteri doğrultuludur. Bunun sonucunda, cismin yüzeyinde ışıklı ve gölgeli alanlar arasında kesin bir ayırım oluşurken, cismin bir yüzey üzerine düşen gölgesi, saydamsız, sert gölge türündendir. Işıklı ve gölgeli alanlar arasındaki kontrast en belirgin şekilde algılanabilmektedir.
Öte yandan aynı cisim, birden çok kaynak ve doğrultudan aydınlatıldığında, cismin yüzeyindeki ışıklı ve gölgeli yüzeyler arasındaki kesin ayırım ortadan kaybolurken, cismin bir yüzey üzerine düşen gölgesi ise, yumuşak ve giderek saydam gölge türüne dönüşmekte, kesin sınırlar kaybolmaktadır. Bu da, aydınlatmanın yaygın karakterli oluşunun bir sonucudur.
Bir çevrenin aydınlatılmasında, fizyolojik amaç öngörülüyorsa, eylem alanında istenen düzeyde ve düzgün dağılımlı bir aydınlık, görsel hedef ve çevresinde ışıklı ve gölgeli yüzeyler arasındaki kontrastın kabul edilebilir değerlerde, kamaşma yaratmayan bir görsel çevre oluşturulması gerekir ki, böyle bir çevre, ancak yaygın karakterli ya da, yaygın karakterin baskın olduğu bir aydınlatma sistemi tasarımı ile yaratılabilir. Özellikle iki boyutlu eserlerin sergilendiği bir çok sanat galerisi ve müzede, bu karakterin gözardı edildiği görülmektedir. Üç boyutlu nesnelerin aydınlatılmasında, bir yüzey üzerindeki girinti ve çıkıntıların vurgulanmasında, dramatik efektlerin elde edilmesinde ise, doğrultulu karakterin uygulanmasıyla çok farklı görünümler kazanılabilmektedir. Özellikle dekoratif ve dikkati çeken aydınlatma türlerinde, doğrultulu karakterin çok başarılı sonuçlar yarattığı görülmektedir.
Yanlış bir anlamaya düşmemek gerekir; “fizyolojik aydınlatmada sadece yaygın karakter, dekoratif ve dikkati çeken aydınlatmada doğrultulu karakterde aydınlatma kullanılmalıdır” anlamı çıkmamalıdır. Yapma çevrenin işlevi, eylem türü, kullanıcı gereksinmeleri ve çevredeki ögelerin özelliklerine bağlı olarak, kimi zaman genel aydınlatma yaygın karakter baskın kılınırken, belirli ögeler için doğrultulu karakterde aydınlatma sistemi kurulması görsel algılamayı güçlendirecektir. Kimi zaman da aksine, baskın olmayan yaygın karakterle, baskın doğrultulu karakter daha doğru ve etkili çözümlere ulaştırabilecektir.
Sonuç olarak, aydınlatma sorununun çözümü için en uygun olabilecek, salt yaygın ya da salt doğrultulu karakter kullanılabilirken, çoğunlukla kiminde yaygın, kiminde doğrultulu karakterin diğerine göre daha baskın kurgulandığı, karma düzenlemelerle, hem teknik ve hem de sanatsal açıdan başarılı aydınlatma çözümlerine ulaşılabilmektedir.